Ramazan ayında özellikle sütlü ve soğuk tatlılar tercih edilir. Ramazan ayı ile bağdaşan geleneksel lezzet güllaç, iftar sofralarının gözdesidir. Daveti sofralarını süsleyen baklava ve şekerpare gibi şerbetli tatlılar da Ramazan ayının vazgeçilmez tatlı tarifleri arasındadır. 11 ayın sultanını birbirinden özel lezzetlerle karşılayan iftar ve çay sofrası servislerinde birbirinden özel tatlı tarifleri kendini gösterir.
Şerbetli ve sütlü tatlıların birbiriyle yarıştığı Ramazan ayında; hafifliği kadar lezzetiyle de dikkat çeken sayısız tarif hazırlanır. Güllaç başta olmak üzere, baklava, şekerpare, revani, sütlaç ve kadayıf gibi geleneksel lezzetler, her iftar sofrasında yerini alır. Özellikle iftar davetlerinde hem sütlü hem de şerbetli tatlılarla sofralara çeşit kazandırmak istenir.
Birbirinden özel ve lezzetli Ramazan tatlıları, geleneksel Osmanlı mutfağı esintisiyle sofralarda yerini alır. İftarın ve Ramazan’ın önemini temsil eden geleneksel tatlılar, oruç sonrası bir ödül değerindedir. Sabır ve bereket ayı Ramazan’da özellikle emek isteyen tatlıların hazırlanma sebebi de orucu kutlamaktır. Kaymak ve dondurma gibi hafifletici dokunuşlarla aroma kazanan Ramazan tatlı tarifleri, yazımızda tüm detaylarıyla ele alınmıştır.
Gün içinde oruçla geçirilen sürede vücudun şekere ihtiyaç duyması Ramazan ayındaki tatlı tüketimini artırır. Kan şekerinin dengelenmesi amacıyla iftara tatlı ile başlanması tavsiye edilir. Genellikle hurma ile oruç açıldıktan sonra iftar yapılır ve lezzetli bir tatlıyla gün tamamlanır. Ramazan’a özel tatlılar arasında yer alan ve iftar sofralarının gözdesi sayılan tarifleri şu şekilde sıralayabiliriz:
Gün boyu kan şekerinin düşmesiyle aniden bastıran tatlı yeme isteği, Ramazan sofralarında birbirinden leziz tariflerin yer almasını sağlar. İrmik yoğunluklu ve şerbetli tatlılar kadar yufkayla hazırlanmış çıtır baklava tarifleri de Ramazan sofralarının gözdesidir.
Dikkat edilmesi gereken nokta, iftardan sonra çok fazla şeker tüketmemektir. Bu durumu önlemek açısından yemekten birkaç saat sonra ya da ilk başta tatlıyı tüketmek ve porsiyonları olabildiğince küçük tutmak önemlidir.
İftar sonrasında serinletici ve hafif lezzet arayanların vazgeçilmez tatlıları arasında güllaç, sütlaç, kazandibi ve muhallebi tarifleri öne çıkar. İftar sonrası ihtiyacını daha az şekerle karşılamayı sağlayan sütlü tarifler, serinletici ve doyurucudur. Tüm tariflerin yanı sıra dondurma da hafif sütlü tatlı seçenekleri arasında yerini alır. Şerbetli tatlıların keskinliğini hafifletmek amacıyla beyaz dondurma eşliğinde tüketilmesi tavsiye edilir.
Ramazan tatlıları, şerbetli ve sütlü olarak sınıflara ayrılır. Bu kıymetli ayda hazırlanan tatlılar arasında en çok tüketilen tarif, tartışmasız şekilde güllaçtır. Ramazan ayını simgeleyen bu lezzet, hafifliği ve serinliğiyle damaklarda iz bırakır. İftar sonrasında çok ağır tatlıları tüketmek yerine sütle lezzet kazanmış incecik yufkalardan hazırlanan güllaç tarifini tercih edebilirsiniz. Özellikle iftar davetlerinde masanın olmazsa olmazları arasına giren güllaç; hafif, aroması yüksek, geleneksel bir Osmanlı tatlısıdır.
Anadolu kültürüne ve Osmanlı saray mutfağında önemli bir yere sahip olan güllaç, tamamen israfı engellemek amacıyla keşfedilmiş pratik bir tariftir. Sadece birkaç malzeme kullanılarak yapılan güllaç, bereketi ve tutumluluğu simgeler.
Gül suyu ile lezzet kazanıp taze nar eşliğinde servis edilen güllaç, fındık, ceviz ve Antep fıstığı gibi lezzetlerle zenginlik kazanır. Buzdolabında dinlendirilip servis edilen güllaç, serin serin tüketilir. Geleneksel olarak gül suyu ile lezzet kazanan güllaç, günümüzde farklı yorumlarla özelleştirilir.
Her Ramazan ayında özenle hazırlanan tatlılar arasında sütlaç, şekerpare, baklava, kadayıf ve revani gibi lezzetler de kendini gösterir. Çay saatlerini zenginleştirip iftar sonrası muhabbetleri tatlandıran bu lezzetler, sütlü ve şerbetli kategorisinde isteğe göre tercih edilir.
Anadolu mutfağının birbirinden leziz ve sayısız tatlı tarifi, bereketin simgesi buğdaydan gelen irmik kullanılarak hazırlanır. İrmikli tatlılar, yumuşaması ve lezzetlenmesi için şerbet ile buluşturulur.
Her mevsim severek tüketilen irmikli tatlılar, dondurma ve Antep fıstığı eşliğinde servis edilir. Bu sayede şerbetin keskin tadı hafifletilir ve tüm lezzetlerin bir dengede buluşması sağlanır. Geleneksel tatlılardan sayılan kalburabastı, irmikle hazırlanan ancak isteğe göre pekmezle tatlandırılan kadîm bir tariftir. Yine pekmez kullanılarak hazırlanan Anadolu tatlıları, pratik ve hafif tarifler olması sebebiyle iftar sonrasında sık sık tercih edilir. Pekmezli çakal helvası ve pekmezli pelte de bunlara örnektir.
Özellikle misafir sofralarında olmazsa olmazlar arasına giren kadayıf da farklı formlarda hazırlanabilir. Kadayıf sarma, sütlü kadayıf, muhallebili kadayıf ve basma kadayıf gibi çeşitleriyle öne çıkan bu lezzet, geleneksel Ramazan tatlılarının baş kahramanıdır. Şerbetli olarak servis edilen veya süt ile tatlandırılan kadayıflı tarifler, damak tadına göre şekillenmeye uygundur.
Şeker aromasını azaltmak ve glisemik indeksi düşürmek amacıyla şerbetli ve sütlü tatlılara tahin eklenmesi de yaygın bir gelenektir. Mevsimine göre kabak ve ayva tatlısı tarifleri de Ramazan sofralarında severek tüketilen tarifler olarak karşımıza çıkar. Meyveden hazırlanıp kendi şerbetinde pişen bu tatlılar, taze kaymak eşliğinde servis edilir.
İftar sonrası tüketilmesi tavsiye edilen ve daha hafif olan Ramazan tatlıları, sütlü tariflerdir. Sütün şekere yumuşaklık kazandırması, tatlıların daha hafif ve doyurucu olmasını sağlar. Bu sebeple sütlaç ve güllaç, Ramazan sofralarını renklendiren en gözde sütlü tatlılar arasındadır. Geleneksel Türk mutfağının esintilerini her detayında hissettiren bu iki lezzet, sütün yoğunlukta olduğu ve şekerin dengede tutulduğu önemli tariflerdir.
Soğuk soğuk servis edilmesi de sütlü tatlı tariflerinin daha az tüketilmesini ve şeker ihtiyacının karşılanmasını sağlayan önemli bir etkendir. Güllaç ve sütlaç kadar, geleneksel sütlü tatlılar arasında kazandibi gibi lezzetler de kendini gösterir. Tavuk göğsü ile veya sade olarak hazırlanmış muhallebinin alt kısmı, tepside kızartılarak karamelize edilir.
Tabaklarken tepside dilimlenir alt kısmı yukarı bakacak şekilde servis edilen bu tatlı, içi beyaz üstü ise karamel rengi bir görünüme sahip olur. Tarifin kazandibi ismini almasını sağlayan bu uygulama, muhallebiyi daha aromatik ve lezzetli kılar.
Şerbetli tatlı tariflerini daha hafif ve yumuşak hâle getirmek amacıyla pek çok lezzetin sütlü versiyonları hazırlanabilir. Baklavanın su ile hazırlanmış keskin şerbet yerine sütle lezzetlendirilmesi iki ayrı tarifi ortaya çıkarır. Çikolatalı soğuk baklava ve sütlü nuriye tatlıları, bolca fındık ve Antep fıstığı eşliğinde tüketilen, serin lezzetlerdir. Sütlü şerbetin yufkaları yumuşatması ve soğuk soğuk servis edilmesiyle şeker dengesini koruması, baklava severler için hafif bir alternatif sayılır.
Yine kadayıflı tatlı tariflerinin tamamında sulu şerbet yerine süt tercih etmek mümkündür. Sütlü kadayıf tatlıları da baklava tarifleri gibi daha hafif ama bir o kadar da doyurucu lezzetlerdir. Soğuk servis edilmesiyle Ramazan sofralarının gözdesi hâline gelen sütlü kadayıf, hamursuz yapamam diyenlerin vazgeçilmezleri arasına girer. Bol bol fındık ve fıstık dolgusuyla her damak tadına hitap eden sütlü kadayıf, daha küçük porsiyonlarla tatlı ihtiyacını karşılayacağınız bereketli bir tariftir.
Daha geleneksel tatlıları sevenler için de irmik ve un helvası tarifleri vazgeçilmezliğini devam ettirir. Pratik olması ve hızla hazırlanmasının yanı sıra lezzetiyle de damaklarda iz bırakan helva tarifleri, dondurma ve pekmez gibi lezzetlerle taçlandırılır. İrmik ve un helvasında kıvamı yakalamak için önceden hazırlanmış şerbet kullanılır.
Tarifi hafifletmek için klasik şerbet yerine süt ve şeker karışımı ile helvaya kıvam kazandırmak mümkündür. Damak tadına ve tüketim alışkanlığına göre helva tariflerinde kullanılan şeker miktarı değişiklik gösterebilir. Ramazan’da çay saatlerini lezzetlendirmek için hızlıca helva kavurabilir ve bunu ılık ılık servis edebilirsiniz. Afiyet olsun.
Aşure, Muharrem ayının onuncu gününde yapılan bir tatlıdır. Hicrî yılın ilk ayı olan Muharrem, aşure günü ile bilinir. Hz. Nuh A.S. tarafından hazırlanan ve her yıl bereketi getirmesi için hem dinî hem de geleneksel duygularla hazırlanan aşure, bol malzemeli ve lezzetli bir tariftir. Temelinde bakliyat ve kuruyemişlerin kullanıldığı aşure, dar zamanda elde bulunan malzemelerin değerlendirilmesiyle ortaya çıkmıştır.
Kur’an-ı Kerim’de önemli bir zaman olarak anılan Muharrem’in 10. günü, Peygamberlerin yaşadığı önemli olayların da tarihi olarak bilinir. Kurtuluş ve selametin kendini gösterdiği bu tarih, birçok dinî uygulamanın da yapıldığı önemli bir aydır. Bereket ve bolluğu temsilen Muharrem ayı bitip Safer ayı girene kadar kadar aşure hazırlanır ve komşulara ikram edilir. Tarifinde bereketi temsil eden birçok taneli bakliyat, kuruyemiş ve meyvenin bulunduğu aşure, besleyici ve doyurucu bir tariftir.
Ramazan ayında aşure yapmak gibi bir gelenek bulunmaz. Ancak iftar sofraları için ideal ve besleyici bir tatlı tarifi olması bu tarifin sık sık hazırlanma sebebidir. Ramazan ayında iftar sonrası ve sahur için hafif tatlı arayanlar, birbirinden sağlıklı aşure tariflerini inceleyebilirler. Rafine şeker yerine pekmez, bal ve meyve özü gibi lezzetlerle tatlandırılmaya uygun olan aşure, sağlıklı diyetlerin de vazgeçilmezidir.
Protein ve vitamin kaynağı bakımından zengin bir tarif sayılan aşure, kutsal bir geçmişe ve geleneksel öneme sahiptir. Osmanlı saraylarında aşurelere özel elmaslı ve işlemeli kaseler kullanılmıştır. Sadece bu örnek bile Osmanlı ve Anadolu mutfak kültüründe aşureye verilen önemin ne kadar büyük olduğunu kanıtlar niteliktedir.
Dikkatinizi Çekecek Diğer İçeriklerimiz: